YAZARLAR

SORGULAMADIKÇA HAKİKAT ANLAŞILMAZ!

„Huzur evlerimizi, kaygı ve gelecek korkusu gönüllerimizi terk ettiğinde biz henüz bu dünyada değildik. Durum çokta değişmemiş… Yine aynı korkular ve güvensizlik hakim. İnsanlar inanmamakta direnmekte… İçimde bir his var; İnandığım din güzel olmalı, beni mutlu etmeli ve hayatta karşılaştığım sorunları çözmede yardımcı olurken içime huzur vermeli. Eğer güzelse din, ben o güzelliği önce kalbimde hissetmeli, sonra aileme hissettirebilmeli ve sonra çevreme aksettirmeliyim! Ve inanç içimizde çaresizce kıvranıyorsa eğer, zaman zaman sorgulamalıyız!“

Zaten inandığı değerleri sorgulamadıkça insan hakikati anlayamaz.

ähnliche Artikel

Eğer inandıkların akla mantığa aykırı ise, ya verilen bilgide bir eksiklik, ya da uygulamada bir aksaklık var demektir. Söz konusu din olunca birçoğu için sadece kimlik olarak kalmıştır.

Bazılarına barınak, sığınak olan din, toplumun çoğunluğu için, „yaşanılması zor kurallar silsilesi halini almış, birde yanına dil engeli eklenince anlamak daha da zorlaşmıştır. Kuran Arapça indirilmiştir ve okunmalıdır ancak meali okunmadıkça anlaşılmayacaktır. Hayata geçirilmediği sürece de bir anlam ifade etmeyecektir.   Ancak, bu konuyu zorlaştıran unsurlar arasında, medya, farklı kaynaklardan bilinçli ve itinalı seçilmiş bir sürü bilgi kirliği, dini yaşadığı sanılan insanların yaşam tarzlarının ölçü alınması, insanları çelişkiye düşürüyor. Eksik inanışlar, yanlışa uzanmış eller insan dengesini bozdular.

Bu durumda insanın dengesini bozup, doğru ve ahlaklı davranmasını bekleyemezsiniz!

Eğer din, fert ve toplum hayatında bağlayıcı, hayatı kolaylaştırıcı bir rol üstlenmiyorsa insan elbette ihtilafa düşer.

Zamane insanı takipçi ve taklitçi olduğu sürece kendi akli melekelerini kullanamayacaktır. Dünyaya hükmeden insan kendi zayıf taraflarına bakmakta, aciz kalınca, yakaladığı hiçbir başarı iç huzuru vermeyecektir.

İlahi vahye ek olarak, insanlık her çağda dini konularla meşgul olmuştur. Din-Akıl-Mantık kavramları, Aristotelesten Farabiye, İbni Haldundan Gazaliye  birçok  filozof ve düşünürü seferber etmiştir. Mezhepler başta olmak üzere, Fıkıh, Tefsir, Mantık, Hadis, Tasavvuf, Kelam gibi ilimler türemiş, binlerce eser yazılmış ve  biri birine yakın veya zıt fikirler ortaya çıkmıştır.

Dilerseniz bu konuda farklı fikirlere bir göz atalım:

-James L. Christian: „Din, insanın varlığının anlamı ile ilgilenmesidir“ derken,

-Karen Amstrong: „Din, bir şeylere inanmaya, belli bir şekilde davranmaya bir çağrı, yani bir eylem çağrısıdır“ der.

-Murtaza Zebidi: „Akıl sahibi insanları kendi tercihleriyle bizzat hayırlı olan şeylere götüren ilahi bir kanundur“ derken,

-Sigmund Freud: „Kişinin bunalımdan kurtulması, şahsiyet kazanması için bulduğu bir yöntemdir. Dinin ve ahlakın, insanı vicdan rahatlığına ulaştıracak kuralları olduğu gibi mantığa, akla ve hakikate ulaştıracak kuralları vardır. Ve insan bu kuralları akıl süzgecinde sorgular.“ der.

Son noktayı ise yine son dinin Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V.) koyar: „Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim“ Hadisiyle.

Allah insana, hızla akıp  giden hayat akışında; bir zaman aralığı sunuyor. Olanı biteni bir kez daha düşünsün, kendini, hayatı, olayları sorgulayıp anlayabilsin ve akabinde, yeni bir format atıp kendi ayarlarına dönsün diye. İbadetlerin ortak amacı nefis terbiyesi- ego eğitimi değil midir zaten?

Vakit, özeleştiri vaktidir. Kendi  özünü keşfetmeden, karşındakileri hiç anlayamazsın… Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünüyor ama kimse kendini değiştirmeyi akıl etmiyor…

Ramazan ayında oruç tutmak demek sadece mide ile değil, hal, hareket, düşünce ve sözle de yapılmadıkça fayda getirmez. Gün geçtikçe ağırlaşan beden ve ruhların hafiflemesi için gerekli terbiyeden bahsediyorum; Kendinle yüzleş, ruhunu ve bedenini kontrol et! Varsa kötü huy ve alışkanlıklarını terk et. Ardından kendinde olacak değişikleri görecek ve yepyeni bir kimliğe kavuşacaksın. Bir nevi beden ve bilinçaltı temizliği veya iradeyi güçlendirme eylemi gibi düşün!

Güçlü iradesi olanlar merhametli, zayıf olanlar korkak ve acımasızdır. Hayatta edinebileceğimiz en değerli hazine erdemli olmaksa eğer, en büyük kayıp da güzelliklerin farkına varamamak ve göremediğimiz güzellikleri yok saymaktır.

Oku! Göklerden indirileni, yerde biteni, arasında yaşayan tüm mahlukatı anlamak için, hayatı, gerçeği, içinde yaşadığımız dünyayı anlayabilmek için oku. Okumuş olmak için değil, anlamak için zihnine kodlayarak! Sorgulamaktan korkma ve akıl süzgecinden geçir, düşün!

Anlamaya başladıktan sonra hayata bakış açın değişecek, kısacası hayattan zevk almaya başlayacaksın!

Tüm kalpten inananlara hikmetli, şuurlu, affı bol Ramazanlar ve akabinde barış ve huzur dolu bayramlar dilerim.

 

ähnliche Artikel

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht.