YAZARLAR

Bilimsel Bilgi Üretimi ve Indeksler

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar 2026 yılı itibarı ile yayın değerlendirmelerinde Web of Science (WoS) yerine Scopus endekslerinin kullanılacağı bilgisini verdi. Akademi dünyasının dışındaki insanlar için bu açıklama çok şey anlatmayabilir belki. Bununla birlikte, ülkelerin, üniversitelerin gelişmişlik düzeyi üretilen bilimsel bilgilerin bu veya benzer platformlarda paylaşımı ve gördüğü karşılıkla ölçülmektedir.

Bilimsel bilgi kısaca; genel olarak sistematik gözlem, ölçme, deney ve akıl yürütme yoluyla elde edilen; geçerliliği sınanabilen, nesnel, tekrar edilebilen ve eleştiriye açık bilgidir.

ähnliche Artikel

WoS tabanlı SSCI – Social Science Citation Index (sosyal bilimler atıf dizini), Clarivate’a ait ve daha önce Thomson Reuters’a ait bir atıf dizini olan disiplinlererası SCI – Science Citation Index, Gelişmiş Ana Bilgisayar Denetleyicisi Arabirimi olan AHCI – Advanced Host Controller Interface, ve Web of Science platformunda yer alan hakemli dergilerin yer aldığı multidisipliner bir atıf indeksi olan Emerging Sources Citation Index – ESCI gibi yüksek kaliteli yayın kataloglarındaki dergilerde çıkan makaleler, Türkiye’de bilimsel bilginin üretimi ve işevuruk kullanımı bir yana, adeta kurum içi statü göstergesine dönüşmüş ve üniversitelerdeki yükselme ve atama ölçütlerinin altyapısını oluşturmuş duruma gelmiştir. Bu indekslerde yayın yapmak, özellikle Türkiye’yi ve Türk insanını ilgilendiren başat konularda yayın yapmak, bilimin uluslararasılaşması, bilimsel bilginin uluslararası alanda kabul görmesi bakımından neredeyse imkansız hale gelmiş, bu alanlarda çalışan Türk akademisyenlerin aleyhine bir durum ortaya çıkmıştır. Sayılan indekslerde yayın organı olmayan pek çok üniversite, çalışanlarından bu indekslerde yer alan yayın istemektedir. Hal böyle olunca, bu indekslerde yayın yapmamış olan yazarların akademik yükseltilme süreçlerinde özlük haklarında bir dizi kayıplar ortaya çıkmaktadır. Kurumlar da performanslarını bu yayın indekslerinde çıkan yayınlara göre değerlendirmekte; eğitim öğretim süreçlerinin ağırlığı giderek azalmaktadır. Halbuki burada yayın yapmak, kurumun sahip olduğu yapılar, değerler ve çalışanların eğitim kalitesi ile de yakın ilişkilidir. Hiçbir kurum sahip olmadığı altyapının üzerinde sürdürülebilir bir başarı sergileyemez ve yoksulluk sınırındaki bir çalışandan kendi maddi kaynaklarını kullanarak uluslararası platformlarda yayın yapmasını beklemek, hayatın olağan akışına uygun bir mantık örgüsü olarak değerlendirilmemelidir.

YÖK’ün tercih edeceğini belirttiği Scopus ile vaz geçileceği belirtilen WoS arasında bir karşılaştırma yapılacak olursa; Scopus, sosyal bilimler, mühendislik ve uygulamalı bilimler alanlarında çok daha fazla dergi çıkarır ve 25 binden fazla dergiyi dizinler. WoS ise yaklaşık 21 bin civarında dergi indeksler (Core collection) ve dergi kabul kriterleri daha katıdır. Bu nedenle daha prestijli veya seçici bir veri tabanı olarak değerlendirilir. Her iki indekste yer alan ve Türkiye adresli olan dergi sayısı oldukça kısıtlı, proje veya kurumsal destek almadan buralarda yayın yapmak da imkansız olmasa da zorlu bir süreçtir. Örneğin iki yıllık süreyle ataması yapılan bir Dr. Öğr. Üyesinin burada yayın yapmak için asgari iki sene beklemesi gerekirken, bu sürenin sonunda akademik performansı yetersiz görülerek kurumla ilişiğinin kesilmesi/kesilmek istenmesi bir başka tartışma konusunu oluşturmaktadır.

Bu indekslerin sahipleri konusuna gelince; Scopus, Elsevier’e atittir, WoS ise Clarivate’e ait olup Journal Citation Reports (JCR) ile Impact Factor verilerini üretir. Atıf analizleri ve metrikler (kullanıcı deneyimini ölmek ve karşılaştırmak) açısından bakıldığında ise; WoS, Impact Factor, Quartile (Q1-Q4, JCR tabanlı), H-Indeks (WoS tabanlı) Eigenfactor gibi klasik ve prestijli bibliometrik ölçümlere (Belirli bir alanda belirli bir dönemde ve belirli bir bölgede kişiler ya da kurumlar tarafından üretilmiş yayınların ve bu yayınlar arasındaki ilişkilerin sayısal olarak analizi) sahiptir. WoS ve Scopus’un kullanım amacına gelince; WoS, daha çok akademik kalite ölçümü, resti atıf analizleri, doçentlik/akademik yüksek prestijli metriklerde tercih edilmektedir. Scopus ise daha geniş kapsama sahip olduğu için literatür (alanyazın) taramalarında ve özellikle yeni veya uygulamalı bilimler alanlarındaki yayınlara ulaşmada kolaylık sağlamaktadır.

YÖK’ün Scopus’u tercih etmesinin ardında yatan nedenin daha geniş kapsamlı olması ve WoS’un daha seçici (?) ve daha prestijli metrikler sunuyor olması nedeniyle akademik yükseltilme süreçlerinde kimi sorunların ortaya çıkmasına neden olmasıdır.

Her iki sistem de aslında bilimsel yayıncılığın ticarileşmesi ve tekelleşmesi tartışmalarını da beraberinde getirmektedir. Bu durum özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler ve bu ülkelerde yoksulluk sınırında kısıtlı bütçelerle bilimsel bilgi üretimi yapanlar için ciddi sıkıntılar doğurmaktadır.

ähnliche Artikel

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert